3.Gün (Yığılca-Yedigöller(Bolu))
Güneşin ilk ışıklarıyla uyandım. Gece soğuktan dolayı ara ara uyanmıştım. Ama yine de uykumu almıştım. Çadırdan çıkmadan hemen çadırın önünde çay suyumu koydum. Otlu peynir, çörek ve çayla kahvaltımı yaptım. Sonra eşyalarımı toplamaya başladım. Bu alanda daha uzun kalmak isterdim. Ama yola Yedigöller’e diye çıkmıştım. Bu alanı ilerleyen zamanlarda daha uzun kamp yapmak için notlarım arasına aldım.

Ön bahçe 
Arka Bahçe
Eşyaları bisiklete yerleştirip ana yola çıktıktan sonra Yığılca ilçesine gittim. Önümde 30 km daha devam edecek bir tırmanış vardı. Yığılca merkezinde durmadım. Büyükmelen Çayını takip ederek Yedigöller’e ulaşmaya çalışacaktım. Yer yer bisikleti iterek, yer yer sürerek, dere tepe çıkarak ilk zirveye ulaştım. 70 km boyunca yokuş çıkarak 170 m’den 1200 m rakıma ulaştım. Kullandığım yolda hiç araç geçmedi desem yeridir. Geçtiğim köylerin büyük bir çoğunluğunda kimse yoktu. Asfalt çok kötüydü. Yer yer stabilize yol vardı. 700*35 mm lastiklerle konforlu bir yolculukta yaptığımı söyleyemem. Mengen köyünden sonra asfaltta büyük yarıklar, yolun ortasında yamaçlardan düşen büyük kaya parçaları vardı. Bu sebeple daha da dikkatli gitmeye başladım. Hem bir kaza olmasın hem de dikkatsizlik sonucu birkaç jant telini feda etmeyeyim diye. Google haritalarda Mengen köyünden sonra bu yol gözükmüyor.
Zirvede biraz soluklandıktan sonra inişe geçtim. Yol çok kötü olduğu için iniş hızım çıkış hızımla aynıydı. En azında pedal çevirmiyordum. 10 km boyunca iniş devam etti. İniş bittikten sonra biraz düz bir yolda devam ettim. Yol kenarında birkaç büyük kütük “gel buraya yorulmuşsundur” dercesine duruyordu.

Yüksek irtifa bende kafa yapmış olacak ki “kütük beni çağırıyor” filan derken ortaya şöyle de bir performans çıktı.
Kafam biraz yerine geldikten sonra Yedigöller yoluna girip tekrar tırmanışa geçtim. 1200 m rakımdan 450 m’lere inmiştim. Şimdi Yedigöller’e ulaşmak için 800 m’lere ulaşmam gerekecekti.
Hafif eğimde tırmanarak Yedigöller’in giriş kapısından içeri girdim. Asfalt yerini kilit taşına bıraktı. Titreye titreye devam ettim. Gidiyorum gidiyorum yol bitmiyor. Nerede bu Yedigöller. Biraz daha devam edince çadır kuran bir çift gördüm. Yedi göllerin yukarıda olduğunu, yukarıda kamp alanı ücretli olduğu için burada çadır kurduklarını söylediler. Öğrendiğim iyi oldu. Gece yatmak için bir kamp alanına para vermek mantıklı gelmiyor. Çifte soru sormak için durduktan biraz daha sonra eğim sertleşmeye başladı. Bu sefer bisikleti elime iterek çıkmaya başladım. Ve sonunda Yedigöller’e ulaştım.
Yedigöller’e girişte hava iyice kararmıştı. Hava aydınlık olsa bile gözümün bir şey göreceğini sanmıyordum çünkü çok acıkmıştım. Hemen makarna pişirip yedim. Yemekten sonra bir sıcak çikolata iyi giderdi. Ama sıcak çikolata sütlü olacak. Suyla yapılanı sevmiyorum. Yolda akşam sıcak çikolata içerim diye köylerde açık süt sorarım diyordum fakat geçtiğim köyle çoğunlukla boş olduğu için sorabileceğim birini görememiştim. Neyse ki açık bir büfe vardı. Oraya gidip sordum. Süt satmıyorlarmış ama bir bardak verebilirim dedi. Bu sırada büfeciyle muhabbete başladık. Çadır kurma ücretinin sabah 9 gibi bir görevlinin gelip aldığını öğrendim. Saat 9’a kadar çadırı toplamış olurdum. Tekrar aşağı doğru inip yarın tekrar çıkmak durumda kalmayacak olmam güzel oldu. Çadırımı kurduktan sonra sıcak çikolatamı içip uyudum.

4.Gün (Yedigöller(Bolu)-Devrek)
Uyanır uyanmaz görevli gelmeden çadırımı toplayıp bisiklete yerleştirdim. Yakında bulunan gölün kenarında bulunan masalara giderek çayımı demleyip kahvaltımı yaptım. Sonrasında Yedigöller yürüyerek Yedigöller Milli Parkını dolaşmaya çıktım. Öğlene kadar tüm göllerin bulunduğu alanlara gittim. Resimler, videolar çektim.
Yedigöller’in içindeki geziyi bitirdikten sonra yemek yiyip Devrek’e doğru yola çıktım. Bolu Çay’ını takip ederek sürüyordum. Dün ve bugün çok fazla tırmanış yaptığım için yıkanacak uygun bir yer arıyordum. Yine dere yatağının genişlediği, derin bir alan buldum. Soyunup cumburlop dereye atladım. Atlamamla çıkmak istemem bir oldu. Ama bu sefer hemen çıkamadım. Akıntı beni biraz sürüklemişti. Bu aksaklıktan dolayı en hızlı duş alma rekorumu geliştiremedim.
Duştan sonra tempoyu arttırarak sürüşe devam ettim. Yedigöller Devrek arasında eğim tamamen aşağıya doğru olduğu için çok keyifli bir sürüş oluyordu. Yağmurca Köyü (yanılmıyorsam eğer) girişinde atıştırmalık bir şey almak için markete girdim. Tostta yapıyorlarmış. Gidecek az bir yolum kalmıştı. Akşam yemeğini burada yiyip yoluma devam ederim diyerek bir tost istedim. Tost yapılırken market sahibiyle muhabbete başladık. Geçtiğim yerlerin güzelliğinden, yaşadıkları coğrafyadan konuşmaya başladık. 40-45 dk kadar süren sohbetimizin ardından müsaade istedim. Market sahibi yediğim yemek için hesap ödememi kabul etmedi. Bunu şimdi alacağım birkaç parça şeyin parasını alması şartıyla kabul edeceğimi söyledim. Yemeği market sahibi ısmarlamış oldu. Ben de yolculuğum devamında ihtiyacım olacak ürünleri aldım.
Hava karardığında Devrek’e giriş yaptım. Meydan da biraz oturdum. Çocuklar bisikletleriyle geldiler. Onlarla da biraz muhabbet ettikten sonra uyumak için yakındaki bir camiye(Merkez Ulu Cami) gittim. Kapısı kilitliydi. Çadır kurmak için arka tarafına doğru gittiğimde bir türbe ve eski bir cami gördüm. Neyse ki bu caminin kapısı açıktı. Caminin iç penceresinden türbedeki mezarlıkta gözüküyordu. Matla uyku tulumunu alıp başımı türbenin olduğu yere uzatarak uyudum. Çünkü elektrik prizi o taraftaydı.
















0 Yorumlar