ISPARTA-İSTANBUL BİSİKLET TURU 20. GÜN - Ayetullah Kılınç

ISPARTA-İSTANBUL BİSİKLET TURU 20. GÜN

20. Gün (Çanakkale) (Sürüş yok)
Çanakkale Boğazı
Sabah uyandık. Evde tartı varmış. Kiloma tur sonunda bakacaktım ama dayanamadım. Tartının üzerine çıktığımda kilo 86'da sabitlendi. 92 kiloda başlamıştım. Gezdim, bağıra bağıra şarkılar söyledim, eğlendim. Aman bu dokunur aman şunu yersem kilo alırım gibi "vicdan azapları" çekmeden rahat rahat yemeğimi de yedim. Üstüne de 6 kilo verdim. Gerçek hayatta "saf acı" çekmeden bunu başarmak imkansıza yakındır. Bu turda da acı çekmedim desem yalan olur. Ama bu acı tatlı bir acıydı. Annemin yaptığı bol acılı güveç gibiydi. -Yerken ağlatır. Ağlatırken daha da çok yedirtir.- Terliyordum; kollarıma, bacaklarıma ağrılar saplanıyordu ama bitmesini istemiyordum. Çünkü tam da o zorluğun en uç olduğu anlarda yaşamı daha derinden hissediyordum.

Rahmanla kahvaltı yaptıktan sonra dışarı çıktık. Çanakkale’de olması muhtemel birkaç arkadaşımızı aradık. Kurban bayramı arifesi olduğundan herkes başka illere gitmişti. Ama bir arkadaşımın Çanakkale’de olduğunu instagramda gördüm. Emre Uçmak. Lisede aynı koğuşta kalırdık. -Evet koğuş... Niye volta attığımız daha rahat anlaşılır.- Sabah uyanınca pencereyi açıyorum diye sinirlenirdi. -Soğuk oluyormuş. Kardeşim 12(on iki!) insan bir arada yaşıyoruz. Tabi ki açacağım- Arkadaşlarıyla bir plajdaydı. Onun yanına gittik. Nişanlanmıştı. Nişanlısı Birsen Biga'lı olduğu için bayram için Çanakkale’ye gelmişler. Damat olunca; yok ben gelmiyorum, gezeceğim, bayram tatili var, hayatımın en güzel çağlarında senin köyünde ne işim var diyemiyorsun. En azından nişanlına söyleyemiyorsun. Çünkü bize söyledi. Bu sözlerinin üstüne birde düğün davetiyesini verdi. Gülerek davetiyesini aldım. Kardeşim ben yaşamaya, yaşamı hissetmeye çıkmışım bana niye ölümü hatırlatıyorsun?(!)

O günü Rahman ve Emre ile geçmişi yad ederek geçirdik. Sonra Emre Uçmak’la ayrıldık. Malum nişanlıydı. O gün akşam Rahman abimiz sağ olsun bana bir de peynir helvası ısmarladı. Ben normalde sade yerdim. Ama başka bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine -bir de hesabı Rahman ödeyeceği için olsa gerek- dondurmalı yedim. Çok daha lezizmiş.

Bu geceyi de Rahmanlarda geçirdim.

Turun Balıkesir (Sınır) - Çanakkale (Çıkışı) arasındaki teknik kısmıyla alakalı:

Rüzgar karşıdan esmeye devam etti. Çanakkale Körfezine girdiğim zaman rüzgar daha da şiddetliydi.

464 km boyunca yaklaşık 4500 m tırmanış ve iniş yaptım. Günlük ortalama 66,30 km sürüş yaptım.

İzmir Aliağa'dan Çanakkale Biga çıkışına kadar -Çandarlı-Dikili arası hariç-  ana yoldan sürüş yaptım. Yol sıcak asfalt kaplamaydı. Sadece Çandarlı-Dikili arası ve Kazdağları eteklerindeki 10 km'lik mesafe soğuk asfalt kaplamaydı. Asfalt durumları iyiydi. Araç trafiği ise geçtiğim diğer yerlere göre artmıştı. Aliağa-Balıkesir sınırı arasında büyük araçların yoğunluğu fazlaydı.

*** Yolculuğum 2 gün daha devam etti. Bu bölümdeki yazı kısa olduğu için burada paylaşmayı uygun gördüm.



Yorum Gönder

0 Yorumlar