17. Gün (Çandarlı-Dikili-Cunda Adası) (90 km)
Sabah 8.00 gibi uyandım. Gece boyu esen sert rüzgâr dinmişti. Denize girip kendime geldim.
Denizden çıkıp çadırıma doğru giderken yürüyüş yapan bir adam selam verdi. Selamını aldım. Bisikleti görünce yolculuğumla alakalı sorular sordu. Bunlarla ilgili konuşurken kendisinin de böyle bir tura çıkmak istediğini söyledi. Bazı sorularının olduğunu vaktim varsa cevaplamamı istedi. Sormasında bir sakınca olmadığını söyledim. O zaman şöyle bir oturalım dedi. Ben boş bir banka oturmaya doğru giderken çadırın önünde oturmak istediğini söyledi. İlginç geldi bu istek ama heves etmiştir diye düşünerek buyur otur dedim. Çadırın önüne oturduk. Pek de mantıklı olmayan birkaç soru sorduktan sonra bu turun iyi bir spor olduğunu söyleyip bacaklarıma bakarak kasların gelişmiştir dedi. İçimden konu ne ara bacaklara geldi dedim. Bunun da bakışları, sohbeti pek sağlıklı değil. Haliyle aklım Marmaris’te yaşadığım olaya gitti. Hemen ayağa kalktım. Yola çıkmam lazım diyerek muhabbeti kestim.
Ne cesaret arkadaş! Yeni tanıştığın bir insanın kaslarından konuşmak. Yaptığım aktivite pek alışılagelmiş olmadığı için gittiğim yerlerde insanlar merak ediyor. Sorular soruyorlar. İster istemez muhabbete açık oluyorum. Bunu fırsat bilip kendine bir fayda sağlamaya çalışmak! Turdan önce -özellikle kötü olabilecek senaryolar başta olmak üzere- birçok şeyi detaylı bir şekilde düşündüm. Böyle durumlarla karşılaşacağım -inanın- aklımın ucundan geçmedi. Tabi bu gibi durumlarında şu yönde olumlu bir etkisi oldu. Kadınlarının yaşadıklarını daha iyi anlamaya başladım. Bilmekle, anlamak aynı şey değilmiş.
Ne cesaret arkadaş! Yeni tanıştığın bir insanın kaslarından konuşmak. Yaptığım aktivite pek alışılagelmiş olmadığı için gittiğim yerlerde insanlar merak ediyor. Sorular soruyorlar. İster istemez muhabbete açık oluyorum. Bunu fırsat bilip kendine bir fayda sağlamaya çalışmak! Turdan önce -özellikle kötü olabilecek senaryolar başta olmak üzere- birçok şeyi detaylı bir şekilde düşündüm. Böyle durumlarla karşılaşacağım -inanın- aklımın ucundan geçmedi. Tabi bu gibi durumlarında şu yönde olumlu bir etkisi oldu. Kadınlarının yaşadıklarını daha iyi anlamaya başladım. Bilmekle, anlamak aynı şey değilmiş.
Eşyaları toplayıp kahvaltı yaptıktan sonra yola koyuldum. Sahil hattında devam edip öğlene doğru Dikili’ye ulaştım. Serinlemek için denize gireyim dedim. Üstümü ücretsiz değiştirebileceğim bir tane kabin olmaz mı? Yok. Sabahki durumdan dolayı da biraz sinirliydim. Sesli sesli söylenmeye başladım. "İnsanlar girip üstünü değiştirecek, çıkacak! Bunun için para alınır mı!" Birisi oradan laf söyledi. "Değiştirme kardeşim." Cevap vermedim. Kafamı sallayarak uzaklaştım.
Böyle bir şey için insanlardan para isteyen utanmazdır. Buna izin veren, göz yuman ya da böyle olmasını sağlayan yerel yönetim ya da hangi kurumsa utanmazdır. Böyle bir uygulamayı görüp bunlara ses çıkarmayan bizler aynı derece de suçluyuz.
(Yolda detaylı düşüneceğiniz çok konu oluyor. O gün bunları düşünmüştüm. Belki bunlar küçük şeyler bunu kabul ediyorum. Bu yazıyı okurken "Ülkede ve dünyada onca şey oluyor. Senin taktığın şeye bak. Derdini yiyeyim senin." diyebilirsiniz. Ama bu küçük işgüzarlıklara göz yumduğumuz, alıştığımız için büyüyerek gelen işgüzarlıklara da göz yumup, alışıyoruz. Sonra da hırsızlıklara, yolsuzluklara... Kanıksamanın bir sınırı, bir sonu yok. )
Böyle bir şey için insanlardan para isteyen utanmazdır. Buna izin veren, göz yuman ya da böyle olmasını sağlayan yerel yönetim ya da hangi kurumsa utanmazdır. Böyle bir uygulamayı görüp bunlara ses çıkarmayan bizler aynı derece de suçluyuz.
(Yolda detaylı düşüneceğiniz çok konu oluyor. O gün bunları düşünmüştüm. Belki bunlar küçük şeyler bunu kabul ediyorum. Bu yazıyı okurken "Ülkede ve dünyada onca şey oluyor. Senin taktığın şeye bak. Derdini yiyeyim senin." diyebilirsiniz. Ama bu küçük işgüzarlıklara göz yumduğumuz, alıştığımız için büyüyerek gelen işgüzarlıklara da göz yumup, alışıyoruz. Sonra da hırsızlıklara, yolsuzluklara... Kanıksamanın bir sınırı, bir sonu yok. )
Çadırımı kurup içine girerek üstümü değiştirdim. Denize girdikten sonra 2 kişi geldi. Onlarda aynı benim yaşadığım bu sinirlenme durumunu yaşayarak kabin paralı mı olur diye söylenmeye başladılar. Gülerek çadırda değiştirebileceklerini söyledim. Otostopla dolaşıyorlarmış. Amaçları Antalya’ya kadar gitmekmiş. Geçtiğim yerlerden birkaç tavsiyede bulundum. Onlar tura yeni başlamış sayılırlardı. Manisa Soma’dan yola çıkmıştılar.
Dikili’de serinleyip, yemek yedikten sonra ayrılıp Cunda Adası’na doğru yola koyuldum. Yolda fazla durmadım. Zaten sinirli bir günde geçirmiştim. Akşam olmadan Ayvalık'a vardım. Ayvalık'ta ihtiyacım olan birkaç şey aldıktan sonra Cunda (Alibey) Adası'na geçtim. Bir caminin avlusuna kampımı kurdum.
![]() |
| Cunda Adası'nda gün batımı |
Dikili’de serinleyip, yemek yedikten sonra ayrılıp Cunda Adası’na doğru yola koyuldum. Yolda fazla durmadım. Zaten sinirli bir günde geçirmiştim. Akşam olmadan Ayvalık'a vardım. Ayvalık'ta ihtiyacım olan birkaç şey aldıktan sonra Cunda (Alibey) Adası'na geçtim. Bir caminin avlusuna kampımı kurdum.
Ayvalık, Cunda Adası gibi geçtiğim popüler yerler aslında çok güzel doğaya sahipler. Fakat büyük bir kısmında doğallıktan ziyade yapaylık ön plana çıkıyor. Moteller, oteller, restoranlar, yoğun insan nüfusu, gereksiz ışıklandırmalar vesaire benim eğlence anlayışımla uyuşmadığından dolayı uğradığım popüler yerlerden ziyade yolda geçirdiğim vakitten, yolda yaşadığım olaylardan daha çok keyif aldım.
“Özgürlüğü yollarda ararken yolların özgürlük olduğunu anladık.” (*Nonstop Otostop’tan alıntı)

0 Yorumlar