4. Gün (Korsan Koyu- Kumluca- Finike Koyları-Demre) (65 Km)
Sabah 6.00’da kalkıp denize girip kendime geldikten sonra eşyalarımı toparlayıp yola koyuldum. Tunahan ve Barış henüz uyanmamışlardı. Sosyal medya hesaplarımızı birbirimize vermiştik. Sonrasında arkadaşlıkları için teşekkür ettim.
Yaklaşık 1 saat bisiklet sürdükten sonra yol üzerinde bir simitçiden simit alıp kahvaltımı yaptım. Soluma Finike sahilini alıp düz yolda Finike’ye kadar pedal çevirdim. Finike’de dinlenip öğlen yemeğini yiyip biraz dolaştıktan sonra Demre’ye doğru yola koyuldum. Finike daha çok tarım alanıydı. Turistik olarak fazla bir yatırım yapmamıştı. Yerli halk tarımdan geçimini sağlıyordu.
Finike-Demre arası yol girintili çıkıntılıydı. Çok güzel koylar vardı. Üstümü çıkartıp sadece şortumla bisiklet sürüyordum. Neredeyse tüm koylarda denize girerek ağır ağır Demre’ye doğru gidiyordum.

Yol üstünde benim gibi bisikletiyle gezen iki kişiyle karşılaştım. Osman Göçek abi Kars’tan başlamış turuna -50’li yaşlarda- ve turunun 38. günündeydi. Yol arkadaşı Hasan Karan ile yol üstünde karşılaşmışlar ve Çıralı’ya kadar beraber süreceklermiş. Hasan da Kuşadası’ndan başlamış tura ve turu Çıralı’da son bulacakmış. Ondan yolun eğimini gösteren bir sitenin adresini aldım(bikeroll.net). Kullanımı çok basitti ben bulamamıştım. (Şimdi google haritaları kullanıyorum. Yürüme seçeneğini seçtiğinizde yolun eğim durumunu da gösteriyor.) Sağ olsun çok işime yaradı. Arkadaşlarla biraz muhabbet edip fotoğraf çekildikten ben yoluma onlar yollarına devam etti. Rüzgâr onların arkasındaydı. Onları görmek bana ekstra bir motivasyon sağladı. (Bu yazıyı paylaştığım bisikletforum.com da Hasan Karan’dan bir mesaj aldım. Yazının ilk halinde Osman Göçek’e Hasan diye yazıp, Hasan Karan’ın da adını unuttuğum için yazamamıştım. Onun mesajıyla düzeltmiş oldum.)

Akşamüzeri saat 20.00 gibi Demre’ye vardım. Girişte bir otobüs durağında oturup haritada ne tarafa gitsem diye bakarken işinden evine dönmek olan bir abi yanımda durdu. Tur yaptığımı öğrenince evine davet etti. Kabul edip evine gittim. Abinin ismi Zekeriya’ydı. Eşi ve iki çocuğuyla beraber yaşıyordu. Evlerinin alt katında annesi yaşıyormuş. Annesi seyahate çıktığından annesinin evinde duşumu alıp evlerine çıktım. Zekeriya abi çok ince ruhlu ve hoş sohbet bir insandı. Eşiyle birbirlerine “arkadaşım” diye hitap ediyorlardı. Bu hoşuma gitmişti. Geçmişte motosikletiyle birkaç kez Karadeniz turu yaptığını, lise çağlarında arkadaşıyla bisikletlerle Kaş’a gittiğini anlattı.
Yemekten sonra Zekeriya abi motoruyla Demre’yi gezdirdi. Noel Baba Kilisesini, yer altından çıkan suyun olduğu alanı(bağırsaklara iyi geliyormuş), Demre sahilini dolaştık. Noel Baba Kilisesi Antalya’da en çok turistin geldiği 2. turistik mekânmış. Çok güzel bir mimarisi vardı.
Geziden sonra eve gelip annesinin evinde, klimalı bir ortamda uyudum. Buna gerçekten ihtiyacım vardı. Yarın beni 14 km’lik kaş tırmanışı artı bir 14 km’lik sert inişlerin çıkışların olduğu yorucu bir güzergâh bekliyordu. O gece enerjimi depoladım.
0 Yorumlar